Saturday, September 11, 2010

Friday, September 03, 2010

yeni ve park

ajansin en sevdigim iki ozelligi: yemekhane ve bahce

bir de bugun is cikisinda sehrin en sevdigim cocuk parki bombostu. ben de bunu firsat bilip sallandim sakin sakin. aslinda bunu yapmayi seviyorum ama genelde parklarda cocuklar ve aileleri oldugu icin cocuklarin hakkini gasp ediyormusum hissine kapiliyorum bazen. o yuzden ben de parklari, yalniz ve bos olduklarinda seviyorum.

niye?

dun gece 5 saat uyumus biri olarak bu gece uyumamak icin bu kadar israrci olmami ve caba harcamamami anlamiyorum.

sicacik

Spaghetti anywhere - Love again from Marco Castrovinci on Vimeo.

hadi gulumse

sapsari

pink puantiye :)

Wednesday, September 01, 2010

1 eylül

en sevdiğimden :) yağmurlu ve bulutlu...

Monday, August 30, 2010

mini tatil...

cok guzel iki gun gecirdim :) fotolar en kisa zamanda diyecegim ama o kadar kisa olmayabilir. isimle ilgili kutlamalar hala devam ediyor cunku...

yarin

yeni ajansimda ilk gunum...

Saturday, August 21, 2010

ne hafta ama :)

uzerimdeki psikolojik baskiya ragmen neredeyse her gece istifa kutlamalarina katildim. son iki gece iyice anason ile butunlestik. ayrildigim yerin bana verdigi en guzel seyler: arkadaslarim. istanbul'a geldikten sonra ilk ev arkadaslarim, okuldan arkadaslarim, istanbul'da yeni tanistiklarim disinda su an hayatimin en onemli parcalarini olusturan iki grup var. biri ultra'daki cete ekibi ki onlar benim yetiskinlige adim attigim ama hep cocuk ruhlu olan, asla hayatimdan cikmayacak arkadaslarim. digeri de bizim ajans efsanesi sayesinde tanidigim artik hicbiri orada olmayan ama hep birbirine gonulden bagli arkadaslarim.

e demez miyim her yeni eylul yeni bir baslangic benim icin diye? iste bu eylul de oyle oldu. yeni ajansimda, yeni markam, yeni kosullar ve insanlar ile basliyorum bu sezona...

amaaannn :)

ardımda bıraktım derdi, kederi.
seviyorum artık ben, beni seveni.
karşılık görmeyen aşklara paydos,
geri getirmiyor yıllar geçen günleri.
ya beni gönülden sev ya da
bana yalan aşkından söz etme.
ben böyle de çok mutluyum,
sevdiğime pişman etme.
yaşamak bu kadar tatlı, güzelken
niye kararsın ki dünyam senin yüzünden?
geçmişten o kadar dersler aldım ki
ne adımlar attım ben yolu görmeden.

Sunday, August 15, 2010

sorunsal

gecmis unutulur mu? bir turlu emin olamiyorum. saniyorum unutulmaz. o halde gecmis unutulmaz ise gelecege nasil baslanilir? bilemiyorum.

cekim arkasi



cekim arasi

melo'nun cikolatalari

renk

istanbul modern

romantik

sahi soylemeyi unuttum!

ben bu hafta istifa ettim. bakalim beni neler bekliyor?

come away with me

come away with me in the night
come away with me
and I will write you a song
come away with me on a bus
come away where they can't tempt us
with their lies
and I want to walk with you
on a cloudy day
in fields where the yellow grass grows knee-high
so won't you try to come?
come away with me and we'll kiss
on a mountaintop
come away with me
and I'll never stop loving you
and I want to wake up with the rain
falling on a tin roof
while I'm safe there in your arms
so all I ask is for you
to come away with me in the night
come away with me

norah jones dinleyin...

huseyin caglayan 1994-2010


gidin gorun derim. zaten kendisini bildim bilesi yaptiginin moda degil, sanat oldugunu soyler dururdum. daha depresif bir sergi bekliyordum. ancak cok iyi hissederek ciktim o kapidan.

demet'in gunu

dun demet ile bulusup nisantasi'nda kahvalti ettik. bir iki magaza gezdik. baris ve beste ile bulusup ziba'ya gittik. esra da oradaydi, tam kiz gunu oldu. oradan cikip istanbul modern'e gittim. baris ile bulustum. huseyin caglayan 1994-2010 isimli sergiye gittik. daha sonra ev yemekleri yedik. milano dondurmacisindan dondurma alip sedef ve ozan'a gittik. o cok guzel evlerinin arkadaki minicik teras bahcelerini yasanilasi bir alan yapmislar. keyifli bir geceyi daha bitirdik.

Sunday, August 08, 2010

music monday: pacovolume

from black eiffel

ben artik

bloga icimi dokmuyorum sanirim :)

bugun de gri olsun





uc gulucuk...

yine izmir...


gecen haftasonu sedef ile ozan'i nisanladik. 3 gunlugune bizim cete ekibi bir iki eksik ile izmir'deydi. detaylar cok tabi. en guzeli nisandan sonra hep birlikte havuza girmekti sanirim. sedef'in ailesini cok sevdik. site sehrin oldukca disindaydi. nisana degil de tatile gitmis gibi olduk. bir de yukarida goreceginiz fenerler vardi. hepsi gecenin karanligina karistilar, gokyuzunu senlendirdiler.

Thursday, July 29, 2010

live to love + love is hard

camel rengi abla kardes sortunun fermuarinin icinde kirmizi iplikle dikey olarak yazilmis cumlecik :) + ucuk sari pink panther t-shirt'unun uzerindeki kalbin icinde yazan diger manali cumlecik :)

o zaman "sertab gibi" albumunu dinleyin. sertab'in bence en iyi albumu. taaa benim zamanimdan...

Tuesday, July 27, 2010

aman be...

stajyerlerime bile kötü davrandığıma göre varın siz hesap edin ne kadar korkunç zamanlar geçirdiğimi :(

Sunday, July 18, 2010

icimdeki canavar

hic ummadiginiz anda ortaya cikabilir cunku cok derinlerde degilmis. gorenlerin yalancisiyim.

bakis acisi

okan (bayulgen)'in deyimiyle bugun melda ile birlikte kofte olduk :)

Saturday, July 17, 2010

a cup of joe


louie austen

i'm a pilot

from fanfarlo...

stay sharp

♪ ♫ ♪ la musica ♪ ♫ ♪

en guzel gri gun




bugun 17 temmuz 2010 cumartesi

yillar sonra donup baktigimda bugune ait bir sey hatirlayacak miyim bilmiyorum. yapilacak onca sey varken tembelligin hakim oldugu sicak bir gundu. bazen bu kadar olumcul ve nemli sicaklari sevdigimi itiraf etmeliyim. uzerinizde var ile yok arasinda hissettiginiz bir atlet - sort ve sizinle butunlesmis sandaletler varken sokakta olmak cok rahatlatici. disari cikip para cektim. iki durak oteye yuruyup almam gerekenleri aldim. sonra otobusle 4 durak geri gidip izmir biletini aldim. otobuste aklima gelen fikir ile gurur duyup hemen uygulamaya koydum. sonra yine iki durak geri yuruyup alisveris yaptim. bir ara elimdeki suyu kafamdan asagi boca edecektim. menude kabak vardi. uzerine de yalanci krema. aslinda evet bugunu animsamami saglayacak bir olay oldu. karsi blogun ara sokaginda yangin cikti. butun sokagi kara bulutlar ve korkunc bir koku kapladi. 10'a yakin itfaiye araci yolu kapadi vs. vs... bazen ne yasayacagimi bildigim gelecek gunleri istemedigimi dusunuyorum. ama yasama haksizlik ettigimi dusunup vazgeciyorum.

i'm not your toy!!!

youtube icin buradan...

Wednesday, July 14, 2010

glamour girl


3 ayri konu

1.saclarimi kisalttim.
2.hala kabullenmiyorum.
3.plan yapmam gerek.

Saturday, July 10, 2010

bir adim daha


ulas ve gokce benim universiteden arkadaslarim. okulun ilk yilindan beri birlikteler. arada evlendiler ama degisen bir sey olmadi yasamlarinda ve yasamimizda :) zaten blogta da ara ara kendilerini gormussunuzdur.
istanbul'a geldigimden beri buradalar. her gun her gun gorusmesek de genelde hep yasamimin icindeydiler. dugunleri icin ankara'ya da gittik. birlikte tatile kas'a da...
ulas yonetmen yardimcisi, gokce okuldan sonra iletisim kariyeri baslamadan bir bankada calismaya basladi ama bir yandan oykulerini yazmaya, bir yandan oyunculuk dersleri almaya devam etti.
simdi durup yasamlarina baska bir yerde, yeniden baslamaya karar verdiler. belki bir kac ay ya da birkac yil sonra donecekler, belki de temelli orada kalacaklar ama su anda atilmasi gereken tum adimlar atildi.
ulas uzun zamandir is almiyor. gokce istifa etti ve bankadan ayrildi. araba ve elektronik esyalar satildi. pisi kafka bursa'da veteriner bir arkadasa emanet edildi. ev gunlerce elden gecirildi ve bu sabah tum kalan esyalar bir depoya gonderildi. 4 valiz ve birkac minik canta ile bugun bize geldiler. su anda otobusleri hareket etmis olmali. ayin 19'unda tekrar bize gelecekler ve 2 valiz 2 canta ile ukrayna aktarmali los angeles ucaklarina binecekler.
ben onlardan daha heyecanliyim. bu haberi ilk duydugumda cok ustunde durmayip zamanin bunu bana gostermesini beklemeye karar vermistim. son 3-4 aydir planlanan her sey yavas yavas gerceklesti. ben yine de cok fazla dusunmemeye calistim. ama bugun bize geldiler ve butun gunu birlikte gecirdik. gerceklik beni biraz uzuyor...

once nisantasina yuruduk. oradan taksi ile bulutlarin arasindan ve civil civil sokaklardan gecip abbasaga parki'nin kosesindeki minik cafede nefis yemekler yedik. yemyesil parki islatan yagmuru izledik. gazete okuduk. fotograflar cektik. gokce uyudu. kahve fali baktik. fuat geldi. kas takimi tamamlanmis oldu. sonra arabanin arka koltugunda radyo eksen sarkilari ile gri gokyuzu sayesinde kursuni turkuaz rengine burunen bogazi turladik. indik. islanarak sahilde yuruduk. fotograf cektik. tatli yedik.

sonra bitti...

not: dunyada tanidigim en fotojenik+komik ikilidir kendileri. binlerce pozlari arasindan ben yukaridakilari secebildim.

china girl


pabuc


la cerise sur le gateau


Friday, July 09, 2010

bu böyle

sertab sevgim biteli çok oldu hatta artık antipatiğiyim kendisinin. ama geçen yaz kaş'ta 80208 kere dinlediğim şarkıyı hala severek dinliyorum.

Thursday, July 08, 2010

Sunday, July 04, 2010

kate and johnny

tesekkur

bu sabah cok guzel ve benim icin cok ozel bir video ile uyandim. beni cok iyi taniyan ve anlayan, beni cok sevdigine inandigim, benim de cok sevdigim bir arkadasim yollamis. dun aksam kendisi ile telefonda konustum ve o sirada videoyu zaten yollamismis. ama ben maillerime bu sabah baktim ve gune bu sekilde baslamak bana cok iyi geldi. bu blogu takip eden ya da denk gelen herkes ile videoyu paylasiyorum simdi. ama aslinda bu kisa filmdeki gibi beni ve minik sirlarimi bilen o en ozel insanlara tesekkur etmek istiyorum. yine amelie gibi bitiriyorum ama ne yapabilirim ki bu da benim sirrim.

vegas

anlamak zor yasami...


Saturday, July 03, 2010

sersem

keyifli bir kelime tipki gerzek ya da serseri gibi...

somewhere over the rainbow...

onun icin benim de tek yapmam gereken -kaybedecek hicbir seyim yok- her seyi birakip bir ucak bileti alip gitmek. dunyanin baska yerlerinde baska izler birakmak icin :)))

oylesine keyifli bir seyler...

Steven Alan Spring 2010 from Steven Alan on Vimeo.