Wednesday, September 30, 2009

londra yastığı

şehrin duvarları

şehrin duvarlarını süsleyen rengarenk posterleri, baskıları, çıkartmaları, stenciller'i, graffitiler'i çok seviyorum. gerçekten bunun iyi bir etkileşim aracı olduğuna inanıyorum. bu karmaşa, "şehirde hayat var" diyor bana. son olarak; "bach istanbul'da" ve "madonna celebration" afişleri sonbahara canlılık kattı :) bach'ın daha büyük bir görselini bulamadım :( şimdilik :) söküp evime götüresim var posterleri.

deniz etkisi

Monday, September 28, 2009

işte geldim burdayım ben bu işte ustayım

tatil bitti.
yaz sonunda yani eylül'de tatil yapmayı seviyorum. böylece tatilden geri döndüğümde şehir yeni döneme hazır olmuş ve koşuşturma başlamış oluyor. eğer döndüğümde yaz ve onun ölümlü bezginliği ile karşılaşırsam bu beni hiç mutlu etmez.
şimdi önümde yepyeni bir sayfa var gibi hissediyorum. iş ile ilgili, sosyal hayat ile ilgili yapmak istediğim, kendimi geliştirmek istediğim bir sürü nokta var.
bir şey daha var. arda artık istanbullu. bahçelievler'de efe ile çok şirin bir eve taşındı. üstelik didem'e de çok yakın oturuyorlar.


kaş'ı sevdim.
sevdim çünkü bana çocukluğumdaki bodrum'u anımsattı. savunmasızlık hali izmir'den daha fazla ve bu durum bir tatil beldesi için ideal. kaliteli (kaliteli kullanımı tamamen benim standartlarıma göre anlaşılmalıdır) ama bir o kadar da öylesine olduğuna kanaat getirdim. bir iki göze batan yanı da yok değil. yazın sıcağı çekilmez olur gibi geldi (yamaç ve koya konuşlanma meselesi) ama denemeden bilemem. haa bir de şu piyasa insanlardan burada da çok var.
dikkatimi çeken bir şey daha. tüm tatil boyunca her yerde (tekne gezisi, akşam gidilen bar, dönüş otobüsü, otel) karşımıza uyumsuz huysuz çiftler ve tam tersine kaş'ın uyumlu köpecikleri çıktı. ilk ikilileri hiç sevmedim. geri kalan köpek sürülerine ise bayıldım :)
her neyse; misafirperver, kendi halinde, samimi ve güleryüzlü çalışanları olan bir otelde kaldık. Aile odası bizim olduğu için pek güzel bir manzara ve günbatımına sahiptik. hem tüm sezonun yorgunluğu hem de gökçe'nin rahatsızlığı sebebiyle tam anlamıyla bir dinlenme ve yayılma tatili oldu.
20 parmağımın 20'si de bumburuşuk olana kadar tüm gün suyun içinde kaldım. yağmur yağdı kılımı kıpırdatmadım. yüzmediğim her an makarnama sarılıp kocaman bulutlar ile güneşin ve suyun tadını çıkardım. hava karardı sudan zor çıktım. saçlarım inanılmaz derece de uysallaştılar. havasını suyunu sevdim anlayacağınız.
sürekli geyik ve kakara kikiri yaptık. top5 geyik listemiz bilem var. makarna üzerine esriklemelerimiz var. 3 makina ile sonsuz fotoğraf karesi var. ulaş'ın i-pod'unda alev lenz ve pinhani var. var da var...

Friday, September 11, 2009

altın oran

mesele tek tek parçalar değil ki bir bütün olarak orantı varsa güzellik oradadır. her şey için geçerli ;)

alev lenz

oyun cak

mini koltuk

kırmızı balon

london


bank

Wednesday, September 09, 2009

nerden buldum bilmiyorum

"sanayi çağının simgesi "makineleşme"ydi. yaklaşan yeni dönemin simgesi ise "gezegen" olacak. yani yaşayan, kendi kendini yaratan ve yenileyen bir sistem. yöneticilik anlayışı da bu doğrultuda değişecek."

p.senge

09.09.09 ve izmir

Friday, September 04, 2009

Tuesday, September 01, 2009

mmm...

bu aralar sürekli gözüm aşağıdaki gibi şeylere ilişiyor. önüme koysalar yerim belki ama aklımın ucundan bile nadiren abur cubur geçen biri olarak renklerine dayanamıyorum bu cupcakelerin :)
bakerella
clarescupcakes

kung fu fighting

çete ekibinin affına sığınarak bugünümü ve pek çok günümü güzel geçirttikleri için buradan durumu aktarmak istiyorum.
dün akşam barış'ın uykusu tutmamış ve bize matrix'ten "i know kung fu" adlı pasajı göndermiş. (genelde, en az 5 kişilik en fazla 10 kişilik bir mail akışımız oluyor bu şekilde) yetmemiş, bir de kendini kung fu üstadı yaptığı şirin mi şirin bir web sayfasına ışınlamış. (bu da bir sır) sonuç olarak, geyik döndü dolandı ve tarafımdan "kung fu fighting" adlı parçaya getirildi. sonra da bahadır olayı "hababam sınıfı"nın body ekrem'ine taşıdı. bu kung fu geyiği uzar gider...
her neyse çok severim, çok eğlenirim bu parçada. tuttum, sözlerine de baktım. bir anda sözleri okurken sanki rap yapıyormuşum gibi hissettim. aşağıya ekliyorum sözleri. hem şarkıyı dinleyin, hem rap yapın diye :) ne komik bir salı...

everybody was kung-fu fighting
those cats were fast as lightning
in fact it was a little bit frightning
but they fought with expert timing
they were funky china men from funky chinatown
they were chopping them up and they were chopping them down
it's an ancient chineese art and everybody knew their part
from a feint into a slip, and kicking from the hip
there was funky billy chin and little sammy chung
he said here comes the big boss, lets get it on
we took a bow and made a stand, started swinging with the hand
the sudden motion made me skip now we're into a brand knew trip
make sure you have expert timing
kung-fu fighting, had to be fast as lightning

1 eylül ve yağmur :)