Sunday, March 28, 2010

gunun sarkisi

her ne kadar su anda pearl jam dinlesem de bugunun bulasik yikama sarkisi: mustafa sandal'dan "kiz seni alan yasadi, dertlerini de bosadi. mest oldu, vallahi jest oldu." :)

Saturday, March 27, 2010

tersane




şıkır şıkır

haliç


bahar dalları



akaretler

perdedeki kuş

lingo lingo şişeler

ne biçim mart bu böyle...

o kadar yoğunduki nasıl geçtiğini anlamadım. 3 ay bitti bile ama sonun ne zaman olacağını bilemeyince 3 ayın geçmiş olması ne kadar anlamlı ve beni mutlu etmeli emin olamıyorum.

bugün tuz olmak istediğimi düşünerek uyandım.

Friday, March 26, 2010

Friday, March 19, 2010

allaaa allaaa...

şimdi ben hastayım ya, elimdeki ilacı görenler "aaa... niye bunu içiyorsun? çok uyku yapar." zavallı sen surat ifadeleri ile yorum yapıyorlar. içmeyip bu yoğun iş temposunda öleyim mi? hangi ilaç uyku yapmıyor o zaman onu söyle. ayrıca bende uyku falan yapmıyor sadece biraz sersemliyorum o kadar.

Thursday, March 18, 2010

peehhh...

bu hafta işten çıkış saatlerim çok düzenli olarak ilerliyor. her gün 2 saat daha geç çıkıyorum. pazartesi akşamı 22.00'de çıktığıma göre bu gece setten kaçta çıkacağımı varın siz hesap edin. ben sıkılmıyorum ama bu sıkıcı postlar ile herkesi bayıyor olabilirim.
şu an en büyük problemim kadın cast'ın ayağı...

Tuesday, March 16, 2010

hala çalışıyorum :)

kendime inanamıyorum...
haftasonu oraya buraya koşmadan evde keyif yapmak istiyorum.
bu tempoya rağmen yaşam sevinci ile dolu olmamı anlamıyorum :)

Thursday, March 11, 2010

yepyeni

sokakta bulunan sarı çiçek
özgür'ün portekiz tüyoları

Wednesday, March 10, 2010

paylaşılan hayatlar

denizin delisi
unutmak mı, delisin
gitmesem de bekler orada deniz
gelirsem bilmelisin
benim beklememdir burada deniz
gitmek gibi geleceğim denizin delisine
delinin denizi gibi, o ne kadar giderse

özdemir asaf

Monday, March 08, 2010

l'auberge espagnole

"bir şehre yeni geldiğimizde düzenli caddeler görürüz.
anlamı olmayan, sıra sıra binalar vardır.

her şey bilinmez ve bakirdir.
zamanla bu şehirde yaşayacağız, caddelerinde yürüyeceğiz.

düzgün görünümlerini tüketeceğiz, tüm binaları göreceğiz.
insanlarla hikayeler yaşayacağız.
bu şehirde yaşadığımızda bu caddelerden on - yirmi bin kere geçeceğiz. on - yirmi bin kere.
sonra, burada yaşadığınız için her şey size ait olacak.
bunu henüz bilmiyorum ama öyle olmalı."


peki ya benim şehrim neresi olacak?
onu bulduğum şehir, benim şehrim olacak.

Saturday, March 06, 2010

gunaydin

- moda cekiminde 66 isigi.

- ozgur'den moris boris, moris'den joao oao.
- sili'de 9 siddetinde deprem olmus, dunyanin ekseni kaymis, gunler 1 saniye kisalmis. olmaz oyle sey bunun olmasi icin astronomik bir kayma gerekli. quantum fizigi diye bir sey var dunyada. newtoncu yaklasimlar ile olmaz bu isler. sanki 1800ler'in sonunda osmanli'da yasiyoruz.
- ozgur'un annesinden mom impact ve zavalli saf ozgur.
- tirnak'in filozof bir kedi olmasi ve ankara'dan gelip ozgur'e ait olan buyuk evlat rolunu calmasi sonucunda ozgur'un ortanca evlat konumuna dusup siliklesmesi.
- ilkokuldaki nazi ogretmenin cocuklara ayrimcilik yapmasi.
- ortaokula kadar mevcut olamayan nufus cuzdani.
- ozgur'un yazdigi kompozisyon ile odullendirildigi kitap. baran abi'nin ozgur'e aldigi kitap ve parkta oynayan ozgur ile onur'un fotograflarini cekmesi.
- dun aksam ester ve imam'in evlilik yildonumleriydi. ozgur, bella ve ben onlarlaydik. guzel muzikler calan ferah bir mahsene gittik. iceride sigara icilebiliyordu. kendimizi 4.murat doneminde suc isliyormusuz gibi hissettik. tabi ben zaten icmiyorum sigara ama ayni psikolojiye giriverdim iki dakikada.
- ah azize vah azize.
- cicek sekillerinden bozma japon asker karakterli cocuklugumun perdeleri.
iste tum bunlari sabah 5'te ozgur'un calan telefonundan sonra yaklasik iki saat boyunca karnimiza sancilar girip gulerken konustuk.

Friday, March 05, 2010

açı

istanbul'u hiç bu açıdan görmemiştim :) sevdim.
o açı neresi derseniz? bjk plaza'nın 7. katı.
oturduğum yerden boğaz'dan geçen tankerleri izliyorum.
post'un karakterleri de türkçe, dikkatinizi çekerim.

Thursday, March 04, 2010

izlemedim

donnie darko'nun ablasina benzetildim.

gorsel bile bulamiyorum :(

kafamda on bin milyon tane sey var. peki ben neredeyim? bunu da bilmiyorum.

pismis tavuk

ben anlamadim. gercekten. nasil bir kariyerim var bilmiyorum. zaten oyle bir dunya da yok kafamda ama ben istemeden gelisiyor olaylar. her seyi biliyorum. her seyi ogreniyorum. ama bunlar ne kadar isime yarayacak bilmiyorum. on bin tane farkli insan taniyorum. ne kadari gerekli bilmiyorum. neler oluyor diyorum? galiba siyiriyorum.