Wednesday, October 11, 2006

bir otobüs yazısı oldu yine...

bu sefer önce yazıdan başladım, başlığı sona bıraktım. çünkü yine ne yazacağımı bilmiyorum. bu sefer size otobüs ruh hallerimi anlatayım bari. otobüste olabildiğince daha arkaya oturmaya, son kapıya ulaşmaya çalışırım. iett bana bu konuda madalya verebilir. ayakta dışarıyı seyrederken, oturanlara bakıyormuşum gibi olur. bunu onlar da farkederler ve bakışlarımı yakalamaya çalışırlar. ama tetikte olan ben tarafından bertaraf edilir yabancı bakışlar. başımı cama dayamamaya özen gösteririm. en sevmediğim şey camdaki izler. yağmurlu havada, buğulu cama alışkanlıkla yazdığım ilk sözcükler: demet - ksk (ilginç ama benim de anlamlandıramadığım bir el alışkanlığı işte) her sabah beraber aynı duraktan bindiğim ve akşam aynı durakta indiğim çocuk. öğrenci mi yoksa rahat bir yerde mi çalışıyor? ilgisini çekmiş olabilir miyim acaba :) her gün aynı yoldan geçmeme rağmen sıkılmadan dışarıyı seyrederim çünkü her gün aynı mekanlarda farklı şeyler yaşanabilir. ancak kalabalık otobüslerde dışarıyı göremiyorsam, çevremdeki insanları gözlerim. çocukken nasıldılar? evliler mi? akılhastanesinde bulundular mı? nasıl bir cinsel hayatları var? okulda nasıl bir profil çiziyorlar? çok kendinden emin gözüküyor ama tanısam hiç de öyle olmayabilir. yoksa burnumun dibinde bir dahi duruyor da haberim mi yok? acaba nasıl bir iç çamaşırı giymiş ya da çorabı delik mi? çantasında ne var? şapkasını nereden almış? şu anda ne dinliyor? gülümsüyor acaba aklından ne geçiyor? gibi gibi gibi... ve bu sorulara tarafımdan verilen yanıtlar.

2 comments:

Maybe said...

"Ben bütün gün o simitçiyi düşünürüm" dedi adam.
"Onunla meşgul ederim kafamı, ona yoğunlaşırım. Kaç simit sattığına yoğunlaşırım... Geçer giderim önünden ama gün boyu düşünürüm o adamı."

Kadın incindi, kadın üzüldü, aralarındaki farka...

"Ben" dedi kadın;
"Ben simitçiyi düşünürüm, simitçinin karısını düşünürüm, araları nasıl, karısını döver mi, çocuklarını sever mi, iyi bir baba mı... Kaç simit sattı ve o simiti yiyenler beğendiler mi? Simitin pişirildiği fırın? O fırında çalışanlar sıcaktan pişmediler mi, maaşları az mı, o gün bir akrabaları öldü mü?... Ve gider bir simit alırım simitçiden."

miklagard said...

insanlar, her biri ayrı bir dünya olan...